Yunanistan’da Türkiye yüzleşmesi! ‘Gerçek gözümüzün içine bakıyor’ itirafı: ’10 acımasız soru’
MİLLİYET.COM.TR / Yunanistan’da Türkiye’ye ilişkin dikkat çeken bir analiz yayımlandı. Militaire’de emekli Korgeneral Konstantinos Loukopoulos imzasıyla yayımlanan “Türkiye ile olası bir çatışmaya ne kadar hazır olduğumuza dair 10 acımasız soru” başlıklı analizde, Ankara ile yaşanabilecek olası bir krizde Yunanistan’ın ne kadar hazırlıklı olduğu masaya yatırıldı.
‘10 ACIMASIZ SORU’
Loukopoulos, Türkiye’nin Ege’deki politikalarının “aniden” ortaya çıkmadığını savunurken, Yunanistan’ın yıllardır net hedefleri ile tutarlı bir strateji geliştiren bir ülkeyle karşı karşıya olunduğunu öne sürdü. Emekli Korgeneralin analizindeki en dikkat çekici bölüm ise Atina’nın savunma kapasitesini sorgulayan “10 acımasız soru” oldu.
‘YUNANİSTAN GERÇEKTEN HAZIR MI?’
Loukopoulos’a göre yarın ciddi bir kriz çıkması halinde Yunanistan’ın “hazırlıksız yakalandık” deme ihtimali siyasi ve stratejik açıdan kabul edilemez. Emekli Korgeneral, Ankara’nın askeri kapasitesini ve olası bir krizde ortaya koyabileceği operasyonel gücü hesaba katmadan hazırlanmanın mümkün olmadığını savunurken “Temel sorusu ise şu: Yunanistan, yıllardır karşı karşıya olduğunu söylediği Türkiye’ye gerçekten hazır mı?” ifadelerini kullandı.
‘ŞAŞIRMAYA HAKKIMIZ YOK’
Loukopoulos, analizinin daha ilk bölümünde Yunanistan’ın bölgede gün geçtikçe gücünü artıran Türkiye’ye karşı yanıltıcı bir rahatlığa sahip olduğunu vurguladı. Loukopoulos değerlendirmesinde Türkiye’nin yalnızca söylemlerinin değil, sahip olduğu askeri kapasitenin de Yunanistan açısından hesaba katılması gereken bir unsur olduğunu vurguladı. Hava ve deniz gücü, füze kapasitesi, insansız sistemler, elektronik harp ve kuvvetleri kısa sürede yoğunlaştırma kabiliyeti gibi başlıklara ise dikkat çekti.
Tam da bu nedenle Loukopoulos, yarın bir kriz çıkması halinde Yunanistan’ın hazırlıksız yakalandığını söylemesinin mümkün olmadığını belirtti. Ona göre yıllardır Türkiye konusunda analizler yapılıyor, açıklamalar yayımlanıyor, uyarılar dile getiriliyor, silahlanma programları açıklanıyor ve yeni bir caydırıcılık doktrininden söz ediliyor. Emekli Korgeneral, bütün bunların ardından yaşanabilecek bir krizin “sürpriz” olarak nitelendirilmesini şu sözlerle sorguladı: “Şaşırmaya hakkımız yok.”Loukopoulos’un Atina’ya yönelttiği 10 soru da tam olarak bu noktadan hareket ediyor.

‘ULUSAL GÜVENLİK STRATEJİSİ VAR MI?’
Loukopoulos’un ilk sorusu doğrudan Yunanistan’ın devlet mekanizmasına yöneltti: Ulusal Güvenlik Stratejisi var mı ve bu strateji Silahlı Kuvvetlerin geliştirilmesi, görevi ve kullanımı konusunda somut bir yönlendirmeye dönüşüyor mu?
Emekli Korgeneral, her şeyin burada başlayıp burada bittiğini savundu. Ancak Yunanistan Başbakanı’nın 2019 seçimleri öncesinde kurulacağını vadetmesine rağmen, söz konusu stratejiyi hazırlayacak bir Ulusal Güvenlik Konseyi’nin bulunmadığına dikkat çekiti.
Loukopoulos, Milli Savunma Politikası’nın 16 yıl öncesine dayandığını ve mevcut jeopolitik koşulları, özellikle de Türkiye’nin bugün ulaştığı askeri ve stratejik kapasiteyi yeterince dikkate almadığını savundu.
Loukopoulos ayrıca Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın “2030 Gündemi” kapsamında açıkladığı birçok başlığın iddialı olduğunu ancak bunların Ulusal Savunma Planlaması sürecinin amaçlanan ürünleriyle ne kadar örtüştüğünün tartışmalı olduğunu ileri sürdü.
‘HANGİ ASKERİ STRATEJİ UYGULANIYOR?’
Loukopoulos’un ikinci sorusu ise Yunanistan’ın fiilen hangi askeri stratejiyi uyguladığına ilişkin. Emekli Korgeneral, son yıllarda alınan kararların nasıl bir operasyonel hazırlık, ne tür bir askeri mevcudiyet ve nasıl bir gerçek muharebe kabiliyeti oluşturduğunun ortaya konulması gerektiğini belirtti.
Loukopoulos’a göre yalnızca kaç modern silah sistemi satın alındığını bilmek yeterli değil. Bu sistemlerin kaçının tam anlamıyla operasyonel durumda olduğu, mühimmat rezervlerinin ne seviyede bulunduğu, destek ve lojistik kapasitesinin yeterli olup olmadığı, kayıpların ne kadar hızlı telafi edilebileceği ve komuta-kontrol kapasitesinin ne durumda olduğu bilinmeli.
İlginizi Çekebilir
‘TÜRKİYE BEDELİ NE OLURSA OLSUN HEDEFLERİNE ULAŞIRSA?’
Analizin üçüncü sorusunu Loukopoulos, doğrudan caydırıcılığın sınırları üzerinden kuruyor. Emekli Korgeneral, caydırıcılığın gerekli olduğunu ancak tek başına bir savaş planı olmadığını belirtti.
Ona göre caydırıcılık, rakibin askeri güç kullanması halinde karşılaşacağı maliyetin çok yüksek olduğuna inanmasına dayanıyor. Peki bu varsayım yanlış çıkarsa?
Loukopoulos, Türkiye’nin bedeli ne olursa olsun hedeflerine ulaşabileceğine inanması ihtimalinde Yunanistan’ın ne yapacağını sordu. Emekli Korgeneral, bu nedenle Atina’nın yalnızca caydırıcılığa güvenemeyeceğini, caydırıcılığın başarısız olması halinde devreye girecek net ve güvenilir bir savaş kapasitesini de hazır tutması gerektiğini savundu.
‘YUNANİSTAN NE KADAR HIZLI SEFERBER OLABİLİR?’
Dördüncü soru doğrudan zamana ilişkin. Loukopoulos, Yunanistan’ın barış durumundan tam operasyonel konuşlanmaya kaç günde geçebileceğini sordu. Kaç yedek asker hemen göreve çağrılabilir, bunların kaçı eğitimli, kaçı uzun süreli yeniden eğitim almadan operasyonel hale gelebilir ve kaç birlik tam operasyonel güce ne kadar sürede ulaşabilir?
Emekli Korgeneral, Yunanistan’ın rezerv sisteminde reform ihtiyacının kabul edildiğini ancak bu yönde atılan adımların büyük ölçüde parçalı ve bilgilendirme ağırlıklı kaldığını ileri sürsü.
Loukopoulos, Türkiye’nin çok kısa sürede konuşlandırabilme kapasitesine sahip olduğu değerlendirmesini yaparak “Böyle bir tablo karşısında Yunanistan’ın yavaş bir seferberlik mekanizmasına sahip olma lüksü yok” dedi.

‘MODERN SİLAHLAR TEK BAŞINA YETERLİ Mİ?’
Loukopoulos’un beşinci sorusu Yunanistan’ın son dönemdeki silahlanma yatırımlarını mercek altına aldı. Emekli Korgeneral, modern savaş gemileri, uçaklar, füze sistemleri, İHA’lar, İHA karşıtı sistemler ve yeni teknolojilere yapılan yatırımların önemli olduğunu ancak platformların tek başına savaş gücü oluşturmadığını belirtti.
Emekli Korgeneral, gerçek caydırıcılığın kabul törenlerinde çekilen fotoğraf sayısıyla ölçülemeyeceğini savunurken. “Asıl ölçü, rakibin kriz anında Yunanistan’ın ne yapabileceğine ve ne yapmaya kararlı olduğuna inanması” dedi.
‘RAKİP NE KADAR İNCELENDİ?’
Altıncı soru doğrudan askeri istihbarat ve planlamaya uzanıyor. Loukopoulos, rakip hakkında kesin bilgi sahibi olmadan hiçbir askeri planlamanın mümkün olmadığını belirtti.
Emekli Korgeneral, yalnızca silah sistemlerinin değil, konuşlanma ve hazırlık durumunun, kuvvetleri yoğunlaştırma yeteneğinin, hava ve deniz gücünün, füze saldırı kapasitesinin, insansız sistemlerin, elektronik harp kabiliyetinin ve hibrit operasyon kapasitesinin de incelenmesi gerektiğini söyledi.
‘YUNAN ORDUSUNDA NELER OLUYOR?’
Loukopoulos’un “en tatsız” sorulardan biri olarak tanımladığı yedinci başlık, Yunan Kara Kuvvetleri’ne ilişkin. Emekli Korgeneral, güçlü bir Hava Kuvvetleri ve modern bir Donanma bulunan bir ülkenin aynı zamanda Kara Kuvvetleri’nde ciddi yapısal zayıflıklarla karşı karşıya olup olamayacağını sordu.
Loukopoulos’a göre Silahlı Kuvvetler tek bir sistem. Kara gücü olmadan hava gücü yeterli değil; kara alanını kontrol etme ve koruma kapasitesi olmadan deniz gücü de yeterli değil. Aynı şekilde hava ve deniz desteği olmadan kara kuvvetlerinin de tek başına yeterli olamayacağını belirtti.
Loukopoulos özellikle ordunun bel kemiği olarak nitelendirdiği piyade birliklerinin ciddi biçimde ihmal edildiğini düşündüğünü belirterek Kara Kuvvetleri’ndeki sorunlara dikkat çekiyor.
‘ÖĞRENİLEN DERSLER NEREDE?’
Sekizinci soruda, son yıllarda yaşanan savaşların Yunanistan tarafından ne kadar doğru okunduğunu sorgulandı. Loukopoulos; Ukrayna savaşı, Kızıldeniz, İsrail saldırıları, İHA operasyonları, yoğun füze kullanımı, elektronik harp, birliklerin dağıtılması ihtiyacı, yedek kuvvetlerin önemi ve büyük ve pahalı platformların kırılganlığının savaşın yürütülme biçimini değiştirdiğini belirtti.
Emekli Korgeneralin sorusu ise net: Bu derslerin hangileri gerçek operasyonel kapasiteye dönüştürüldü? Loukopoulos’a göre bir sorunu tespit etmek başka, muharebe sırasında uygulamak başka. Bu nedenle “sunum” ile “kullanılabilirlik”, “duyuru” ile “hazırlık” arasındaki farkın görülmesi gerektiğini savundu.
‘PERSONELİN KİŞİSEL VE AHLAKİ DURUMU NE?’
Dokuzuncu soruda Loukopoulos, doğrudan insan unsuruna odaklanıyor. Emekli Korgeneral, gerekli insan kaynağından yoksun olan ve kendisini değersiz, sesi duyulmayan ya da idari ve siyasi deneylerin nesnesi olarak hisseden bir askeri gücün gerçekten güçlü olamayacağını savundu.
Bu nedenle emekli Korgeneral, moralin operasyonel etkinliği artırıp artırmadığının, askeri hiyerarşinin prestijinin korunup korunmadığının ve subayın kuruma duyduğu güvenin ne durumda olduğunun incelenmesi gerektiğini belirtiyor.

‘İYİ HAZIRLANMIŞ MIYIZ?’
Loukopoulos’un 10 soruluk analizinin son halkası, bütün tartışmayı tek bir soruda topluyor: Yunanistan bugün gerçekten ne kadar hazır? Emekli Korgeneral, burada silahlanma düzeyinin, açıklamaların veya sunumların değil, gerçek muharebe hazırlığının ölçülmesi gerektiğini söyledi.
Bu noktada emekli Korgeneral, Türkiye’nin stratejik hedeflerini, askeri kapasitesini ve kriz anında bu kapasiteyi kullanma hızını Yunanistan açısından temel planlama unsurları arasında gösterdi.
Loukopoulos “Uyarılar vardı; peki hazırlık gerçekten yapıldı mı?” ifadelerini kullandı.
‘GERÇEK GÖZÜMÜZÜN İÇİNE BAKIYOR’
Loukopoulos asıl meselenin, kamuoyuna yeni bir korku senaryosu sunmak olmadığını öne sürerken “Ancak her ne olursa olsun Türkiye’nin gücü ortada. Gerçek, gözümüzün içine bakıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Son olarak Emekli Korgeneral, en kötü senaryonun gerçekleşmesi halinde kimsenin “bilmiyordum” deme hakkının bulunmadığını savunurken “Türkiye’nin stratejisi, askeri kapasitesi ve sahip olduğu imkanlar uzun süredir Yunanistan’ın önünde duran bir gerçek” dedi.
Türkiye endişesiyle yeni rota arayışı
Hürmüz’e ‘Trump boğazı’ adını verdi!

